Kapat

Saklı Cennet Küçükkuyu


Cenneten Bir Köşe;Küçükkuyu

Doksanlı yılların başında isminin hakkını veren Küçükkuyu, küçük bir köy gibiydi. Deniz kenarında yerleşen bu küçük belde zeytinin ve denizin nimetleri ile var olan küçük bir cenneti andırıyordu.Nüfusun oldukça az olmasından kaynaklı hemen hemen herkesin birbirini tanıdığı, dostlukların ve dayanışmanın sembolü idi. O dönemlerde halkı Yörükler, Türkmenler ve mübadele döneminde Girit'ten gelen Türk asıllı vatandaşlarımızdan oluşan bu minik yerde, her toplum kendi yetenekleri ile ön plana çıkmaktaydı. Yörükler hayvancılıkta ön plana çıkmakta, Türkmenler marangozluk gibi zanaat işlerinde boy gösterirken, balıkçılık gibi işlerde Adalılar ön plana çıkmaktaydı. Büyük bir resmin parçaları gibi bir araya gelen bu insanlar dayanışmanın ve ortak iş gücünün getirdiği avantajları yaşıyordu.

Zamanla artan nüfus ve dışarıdan gelen göç ile sınırlarını genişleten bu küçük belde, özellikle İstanbul a yakın olduğundan her yaz dönemi binlerce yerli yabancı turiste ev sahipliği yapmakta. Burayı tatil beldesi olarak düşünürseniz yanılırsınız. Dışarıdan gelen misafirlerimizin bir kısmı tamamiyle buraya yerleşerek komşumuz olurken bazıları senenin belli dönemleri gelip uzun süreli kalıp geri döner. Bu dönemsel gelişlerin ya da kalıcı yerleşmenin arkasında yatan önemli bir neden sağlık problemleridir. Evet insanlar bu küçük sahil beldesine yerleşmesindeki bilinmeyen ana nedenlerden birisi buranın havasıdır. Binlerce dönüm zeytinlik ve çam ağaçlarının oluşturduğu ormanlar adeta bölgenin ciğerleridir. Nefes aldığınızda soluk borusundan havanın süzülüşünü net hissedersiniz. Adeta oksijenin dokunuşuna şahitliktir bu ve haliyle oksijenin diriltici etkisi bir ilaçtan çok daha fazlasını verir. Burada yaşadıkça nefes darlığı, göğüs hastalığı gibi şikayetlerin zamanla iyiye döndüğünü görmek mümkün. O yüzden buradan yaşamanın güçlü bir nedeni buranın temiz havasıdır.

Zeytincilik hemen hemen her hanenin meşgalesi ve geçim kaynağıdır. Her hane az ya da çok bir zeytin veren bahçeye sahiptir. Buradan hasat ettiği zeytinin ve yağın bir kısmını yıllık ihtiyacına göre kendine ayırır kalanını da tüccara ya da uzak şehirde yaşayan tanıdıklarına satarak kazanç elde eder. İnternetin henüz olmadığı, telefon TV gibi elektronik cihazların yaygın olmadığı dönemlerde insanlar ürettiği zeytin ve zeytinyağını satabileceği yer oldukça kısıtlıydı. Tüccara ya da dışarıdan az sayıda gelen turiste satma dışında pek imkan yoktu tabii. Bu kısıtlı şartlarda üretmek daha zor olsa da başka seçenek yoktu. Öyle ya zorluklar ve çaresizlikler geliştiriyor iyi ediyordu. Hem insanı hem toplumu. Zorluğun, emeğin ve alınterini yerini üretmenin, fayda sağlamanın haklı gururuna bırakıyordu yerini. Bu taraftan bakınca o emekler ilmek ilmek ördü. Bugün Küçükkuyu Zeytinyağı konusunda iyi bir noktada ise, geçmiş dönemde verilen emeklerin sayesindedir. 

Allah her insanı ya da başka bir yönüyle bakacak olursak her topluluğu ayrı yetenek ve meziyetlerde yaratmış. Birinin üstün olduğu noktada bir diğeri farklı bir noktada ön plana çıkıyor. Küçükkuyu da Gökçetepe mahallesinde bir Yörük düğününe denk gelirseniz bir kazanın etrafında keşkek döven insanları görürsünüz. Yeni kesilmiş keçi ya da kuzunun etinin keşkek içinde dövüle dövüle ezildiğini izlerken iştahınızın kabardığına şahit olmanız işten bile değil :)  Oradan geçip mıhlı mevkine doğru giderken Türkmenlerin hıdırellez etkinliğine hazır olduğuna denk gelirseniz bolluk ve bereketin orada olduğunu düşünebilirsiniz. Hazırlanan yöresel yemekler, tepsi tepsi çerezler ve eğlence hazırlıkları,size yorgunluğunuzu kederinizi unutturabilir. Eğlenmenin temelinde nesillerdir gelen bir gelenek vardır. Bu gelenek coşku verir insan ruhuna. Şayet bir bahar günü yolunuz düşerse bu taraflara Küçükkuyu'nun hemen bitişinde yer alan Ayvacık ilçesinde panayırı görebilirsiniz. Romenlerin, yörüklerin, türkmenlerin, adalıların hepsinin coşkuyla kutladığı,doyasıya eğlendiği bu etkinliğin kökü çok eskilere dayanmaktadır. Hem ticari al ver faaliyetinin olduğu hem de herkesin doyasıya eğlenebileceği bir etkinlik olan bu panayır üç ya da beş gün sürer. İnsanlar bu sürede tüm yorgunluğundan uzaklaşır panayırda. Oğlak çevirme, kaliteli kumaşlar, yeni gelen olacak kızlara çeyizler, yöresel sokak lezzetleri karşılar sizi köşe bucak.

Küçükkuyu hem sahili hem de köyleri ile ayrı güzeldir. Sahilde denizine girdiğiniz aynı gün Küçükkuyu'nun köyü olan Çetmibaşı köyüne çıktığınızda üşümeniz mümkün. Rakımı yüksek olmasından ve bir tepede yerleşmesinden mütevellit rüzgarı çokça alır. O yüzden Küçükkuyu da güneşin tadını, köylerinde ise serinliğin keyfini yaşayabilirsiniz. Ağustos ayının ortasında güneşin kavurduğu bir zamanda Çetmibaşı köyünün ortasında yaşlı çınar ağacının gölgesinde, rüzgarın hafif esintisi size denize girmişsiniz gibi serinlik hissi verebilir. Şayet bir divan (3-4 kişinin oturabileceği, kanepeye benzeyen oturak) bulur uyusanız, ömrünüzün en keyifli uykusunu çekebilirsiniz. Tertemiz havanın verdiği dinginlik size ilaç gibi gelebilir.

Küçükkuyu hakkında konuşurken köylerine değinmemek haksızlık olur. Bu beldenin etrafında yerleşen yörük ve türkmen köylerinden bahsetmiştik, o yörük köylerinden birisi de Çetmibaşı köyüdür, namı diğer Küçükçetmi köyü olarak da anılan bu köy kendine has adetleri olan bir yerdir. Yörük yörü kökünden gelir, göçebe olarak yaşayan, dağda hayatını süren çoğunlukla hayvancılık ile geçimini sağlayan bir topluluktur. Bu insanların yerleşik hayata geçtiği yerlerden ilki bu civarda çetmibaşı köyüdür. Bu köye ait bazı güzel gelenek ve göreneklerden bahsedecek olursak onlardan birisi de "gezek"tir. Gezek nedir derseniz, ramazan ayında her ev, sırayla iftar yemeği verir. Tüm köy ahalisi o akşam oraya gelir, orucunu açar,sohbet eder gider. Bu senelerdir sürdürülen bir gelenek olsa da son on yıldır bu adet artık uygulanmamakta maalesef. Bununla beraber her dini bayramda köyün gençleri çeşitli etkinlikler düzenler. Bir diğer adet de "kepçecik" tir. Kepçecik denen faaliyetin kökeni şaman geleneğinden gelmekte. Uzun süre yağış olmaz, kuraklık olursa köydeki çocuklar biraraya gelir, köydeki tüm evlere tek tek gider o evden zeytinyağı ve yumurta toplar. Zeytinyağı ve yumurta alırken her ev gelen çocuklara bir kapta su döker, su suya vesile olsun yağmur bereket girsin köye diye. Tabii çocuklardan kaçabilen ıslanmaktan kurtulurken bazıları iliklerine kadar ıslanır. :) Köydeki evlerden toplanan yumurtalar genişçe bir tepside pişirilir ve tüm çocuklar bundan yer. Yanan ateş ile oynamak ve yumurta yemek kepçecik geleneğinin sonunda gerçekleşen bir ödül törenidir aslında. Günahsız olan çocukların köye yağmur yağmasına sebep dualarına verilen bir ödül. 

Küçükkuyu 'nun bazı köyleri vardır ki çoğu kimse bu köylere gelmese bile adını duymuştur. Bunların başında Yeşilyurt köyü ve Adatepe köyü gelir. Kendine has taş mimarisi ile bu köye girdiğinizde mistik alana girmiş hissi uyanır. Evler geniş avlulu ve taştan yapılmıştır. Taş dışında bir malzeme ile ev yapılması yasaktır. Çok çok eski bir tarihe sahip olan köyün dokusunu bozmamak için bu yasak var. Bu sayede oluşan aura korunmaktadır. Birçok dizi ve film çekimine ev sahipliği yapan bu köy medyaya çok yansıdığı için insanlar  Küçükkuyu ya geldiğinde bu köye mutlaka uğrar. Ve tarihi dokusuna şahitlik eder. Dışarıdan gelen yerli ve yabancı turistler bu köy için ek kazanç kapısı sağlamaktadır. Hediyelik eşyalar, süsler, yöresel bitki çayları, ahşap el ürünleri, evinde annelerimizin ördüğü çorap ve hırkalar satılır ve kazanç sağlanır. Bu yönüyle diğer köylere nazaran daha avantajlı durumda olan Yeşilyurt köyü ve Adatepe köyü bu bölgenin nazarlığı gibidir.

Her rengin harmanlandığı bu topraklar huzurun ve bereketin öncüsü olmaya devam edecektir. Kış ayında zeytin hasatımızla, yaz ayında turizm faaliyetlerimizle, dört mevsim yaptığımız hayvancılık ile üretmenin haklı gururunu yaşamaya devam edeceğiz. Doksanlı yıllarda ve öncesinde İnternet olmadığı için duyuramadığımız güzellikleri artık daha çok dillendireceğiz. Dünya nasıl rokfor köyünü bir peynir ile yanıyorsa, Küçükkuyu yu da ilaç gibi zeytinyağı ile tanıyacak. Bereketli topraklarda boy veren zeytin ağaçlarımız hem ülkemize hem diğer dünya ülkelerine şifa olacak. Küçülen dünyada, iletişim kanallarının güçlenmesi ve artması  ile artık bunu başarma şansımız var. Bunu başaracağız, ürettiğimiz şifa kaynağını markakaştırıp tüm dünyaya tanıtacağız. Bunun için gerekli olan şey geçmişte tüm yokluklara rağmen başardıklarımıza bakmak. Şehit kanları ile sulanmış bu cennet vatanda, Küçükkuyu da iyi şeyler başarıyoruz. Ve bu başarıların farkındayız. Şimdi bunları duyurma zamanı. 

Sağlıcakla kalın. 

Zeytin Bakkal | Olivkoy Zeytinyağı | Küçükkuyu 




Zeytin Bakkal | Soğuk Sıkım Natürel Sızma Zeytinyağı, Siyah Zeytin, Yeşil Zeytin,Zeytinyağı Sabunu © 2020 | Bu site RGS Yazılım® E-ticaret sistemi ile hazırlanmıştır