Kapat

Lastik Papuçlar


Lastik Pabuçlar

Yaklaşık 30 metrekarelik küçücük bir dükkandı. Dükkanın içi yamuk beşgeni andırıyordu. Karşılıklı birbirine bakılan tahta raflar çok malla dolu olmazdı. Tahta raflar çok eski sayılmasa da yeni de sayılmazdı pek. Bir tarafta erzak türü ürünler diğer duvarın dibindeki raflarda lastik pabuçlar, sheltox marka böcek ilaçları vs gündelik kullanıma uygun araç gereçler ve ahşap rafın hemen önünde bir kısmı dolu bir kısmı da boş tüpler. Kimisi 2 kiloluk piknik tüpü kimisi de 12 kiloluk mutfak tüpü. Hepi topu bu kadar işte. Ha bir de sarıya çalan yağlı boya ile boyanmış tahta tahta masanın üstünde gripin, novalgin ve aspirin. Öyle ya her baş ağrısında doktora gitmeye ne lüzum var. Bu dükkan onu da çözerdi.



Peki hangi dükkanı tarif ettim? Senelerce her okul dönüşü köy otobüsünü beklediğim, beklerken acıktığımda 'Ülker kremalı bisküvi' ile karnımı doyurduğum dükkandır efendim burası. Sahibi, dükkanın hemen üstündeki dairede oturan pek bir efendi adamdır. Çoğu insan ona 'Ecmen Dayı' dediği için, ben de ona Ecmen dayı derdim lakin duyduğuma göre nüfus cüzdanında Ecmel yazılı imiş, yani doğrusu Ecmel imiş. Bilemem ben nüfus kağıdını görmediğimden herkes gibi Ecmen dayı dedim senelerce. Çok naif ve temiz bir insandı,ütüsüz elbise giydiğini gören sanırım yoktur. Onun bir sözünü hiç unutmuyorum. Bir ürünü çok beğendi ve satmak istiyorsa 'sen bi ye de bak...' derdi. Tadarsan vazgeçemezsin demek isterdi bize. Satış pazarlamanın en masum hali buydu bana göre,"sen bi ye de bak.."

Yağmur mu yağdı, hava soğuk mu, otobüsün kalkmasına daha saatler mi var ya da bir emanet mi bırakacaksın... Tabii ki Ecmen dayıya emanet edeceğiz, daha güvenilir kişi, gölgesine sığınılacak daha iyi bir dükkan mı vardı? Yok efendim, şahidim. Bir sırrımı daha ifşa edeyim o halde. Doksanlı yılların başıydı, ilkokul ikiden orta sona kadar bu dükkanda bekledim. İlkokul dörde kadar veresiye yaptım çoğu zaman. O kremalı bisküvi parası bir gün cebimde varsa ertesi gün olmuyordu. Ecmen dayı aç bırakır mı, kenarları kıvrılmış veresiye defterine not düşerdi. Fazla geciktirmemeye çalışırdım. Ne zamanki ilkokul dörtte bursluluk sınavını kazandım o zaman bisküvi borçlarımın vadesi kısaldı. Üç ayda bir müdür odasına gidip, imza atıp paramı cebime koyunca dünyanın en gururlu insanı ben oluyordum. E kolay değil, devlet baba tam 4 yıl boyunca üç ayda bir burs verdi ben de bisküvi borcumu ödedim. Hakkımla, gururla hem de :)

Bu dükkanın en belirgin alışveri neydi biliyor musunuz? Pabuç. Evet pabuç. Zeytinliğe giderken rugan ayakkabı giyilecek değil ya. Lastik pabuç giyilirdi. Koyu siyah renkli olup 42 den 46 ya kadar olan numaralar erkekler içindi. Bu ayakkabılara pirelli denirdi. Tarla bahçe taşlık olduğundan sağlam bir lastik papuç şart öyle yama tutmaz. Lakin bir kusura vardı bu ayakkabının,giydiğinizde ayağınız taşa değerse o taş tüm sertliğini hissettirirdi ayağa. Neyse o tarafa çok  bakmayalım,dönelim dükkana.
 Ecmen dayı bir müşteri gelip pirelli pabuç almak isteyene numarasını sorar sonra uzman bir tutumla rafa yakınlaşır ilgili pabucu tutar çıkarırdı. Poşetten numarasını kontrol edip ince plastik ambalajından çıkarttığı ayakkabıları paaaat diye atardı. Denemeden alınacak değil ya :) erkekler için olan siyahtı ve pirelli deniyordu. Kadınlar için olan genelde gri idi lakin ara ara mavisi de geliyordu. 25 sene sonra bu detay neden dikkatimi çekti bilmiyorum ama kadınlar için olan lastik ayakkabının özel bir adı ya da tanımı yoktu. Dümdüz 'lastik ayakkabı' deniyordu. Neden acaba? Bilmiyorum.



Sadece erkekler ve kadınlar mı hayır. Çocuklar için de vardı kara lastik pirelli. Öyle basit görmeyin. Belki 25 yıldan fazla oldu ama bir sahne var ki zihin haritamdan silinmez. Babası, kendisine yeni pirelli lastik pabuç alan arkadaşım o ayakkabıyı eline aldığında sevinçten havalara uçmuştu. Bir Cuma akşamı, kasabadan (küçükkuyu) dönen 17 DA 860 plakalı 1970 model otobüs köy meydanında durup içinden inen adam bu ayakkabıları oğluna verince o arkadaşım ayakkabıları hemen giyip öyle bir koşmuştu ki... Sanırsınız ayakkabılar onu uçuruyordu. Evet hakikaten öyleydi. Çocuk yeni lastik pabuçlarının heyecanı ile uçmuştu.

Keşke diyorum zihnimde dün gibi yer eden bu sahneyi bir videoya aktarabilseydim. Sonra mutsuz, memnuniyetsiz her çocuğa her insana gösterebilseydim. Sanıyorum çoğu insan unuttu, yeni nesilin ekseriyeti bihaber. Mutlu olmak aslında çok basit. İsterseniz ve müsade ederseniz bir çift lastik ayakkabı sizi uçurabilir. Vallahi olur, çünkü şahidim.

Sevgiyle kalın, hep mutlu olun :)




Zeytin Bakkal | Çanakkaleden Üstün Lezzetli Zeytinyağı ve Organik Ürünler © 2020 | Bu site RGS Yazılım® E-ticaret sistemi ile hazırlanmıştır