Kapat

Zeytinyağı Üreticileri


Zeytinyağı Üreticileri ve Zeytinyağı Üretimi

Zeytinyağı üreticileri kavramı on yılda önemli oranda bir değişime uğradı. 2010 senesine kadar kendi ürettiği zeytin ve zeytinyağını tüccara veya Tariş zeytinyağı, Vakıf Zeytiyağları gibi kooperatiflere veren üretici, teknolojik imkanların artması ile uygulamada bazı değişikliklere yöneldi. Kendi ürettiği zeytin ve zeytinyağı için markalaşma yolunu tutup, ürünlerini internet üzerinden  satmaya başladı. Böylelikle emeğini çok ucuza satmamanın, alınterinin zayi olmamasının huzurunu daha bir hisseder oldu. Çünkü artan maliyetlerinin karşılığını tam alamamak hem motivasyon eksikliği oluşturuyor hem de direkt tüketiciye ulaşamamanın negatif yanları çiftçiyi zora sokmaktaydı. 2005 yılında çıkan instagram, facebook ve diğer sosyal medya kanallarıyla beraber Google gibi arama platformları üretici ile tüketici arasındaki yolları kısalttı. Artık satın alan kişi ürünün nerede, nasıl, kim tarafından üretildiğini ve hangi şartlarda kendisine ulaştığını çok daha yakından izleyebilir oldu. Bu şeffaflık akıldaki soru işaretlerini kaldırdı. Beraberinde taze ve değişik karakteristikteki ürünlere doğrudan erişme imkanı sağladı. Artık web sitesinden ya da sosyal medya kanalından verilen siparişler bir gün sonra alıcının kapısına kadar geliyordu. Bu yönüyle geçtiğimiz on sene harika gelişmelerin yaşandığı yıllar oldu denebilir.

Zeytinyağı üreticileri, direkt müşterisine aracısız olarak ulaşmanın keyfini keşfetmişken kendisinde de dönüşümler oldu. Bu dönüşümün en büyük yanı, üreticinin zeytinyağını gerçek anlamda tanıması ve tanıtmasıydı. Nasıl  yani üretici bilmez mi zeytinyağını diyebilirsiniz haklı olarak, buradaki tanıma işin kimyasını bilmeye yönelimdir. Bundan yirmi yıl önce asit mi dizem mi diye tasnif edilen zeytin meyvesinin suyu, artık çok daha detaylı bilinir oldu. Akredite laboratuvarların artması, bu konuda yapılan bilimsel çalışmalar, uzmanların TV lerde ve dijital mecralarda yaptığı açıklamalarla perdenin ardındaki muhteşem gerçekler daha bilinir oldu. Bugün butik zeytinyağı üreticileri arasında en çok konuşulan başlıklardan birisi polifenol kavramıdır. Bazı derneklerin başı çekmesiyle yapılan eğitim, etkinlik ve panellerde zeytinyağının kimyasal yapısı konuşuluyor. Hangi minör bileşenler ne gibi görevleri üstleniyor, hangi açıdan daha sağlıklı bir zeytinyağı oluşuyor, nasıl üretim olmalı ki şifa kaynağı bir zeytinyağı elde etmek mümkün olsun gibi başlıklar etraflıca konuşulup, tartışılıyor. Tabii bu da üretim kalitesinin gün be gün iyileşmesi demek. Böylelikle önce üretici sonra tüketici bilinçli bir ürünle tanışıyor. 

Son on yıla kadar yaşanan bu gelişmeler ve dönüşümler öncesine baktığımızda maalesef bilinçsizliğin daha yaygın olduğu görülmekte. Örneğin bir çiftçi doksanlı yılların başında yaşadığı bir anısını şöyle ifade ediyor;

- Zeytini sıkıma soktuğumuzda acı bir tat olurdu, bu acılık gitsin diye yağı açıkta günlerce açıkta bırakırdık. Havalansın da acı tat gitsin diye.

Bunu yapan çiftçi son senelerde şunu öğrendi; o acımsı tadın sebebi oleuropein dir. Oleuropein ise kanser, alzheimer, kalp-damar gibi birçok hastalığın ya da sağlık şikayetinin önüne geçen, sağlık bekçisi bir minör madde. Bu minör bileşen sayesinde birçok hastalıktan korunduğumuzu öğrendi çiftçi. Beraberinde bu minör bileşenin uçucu olduğunu, ağzı açık sıcak bir ortamda tutulan zeytinyağından ayrıştığını öğrendi. Olumlu anlamda bunlar çok güzel gelişmeler.

Zeytinyağı üreticileri markalaşmanın ne olduğunu da öğrendi. Çünkü kola şişelerine doldurulmuş, adı konulmamış bir standardı olmayan ürünleri, insanların tercih etmediğini gördü. Çünkü bunca gıda sahteciliğinin olduğu bir yerde doğru üretim ve doğru ambalalajlama  önemli unsurlardı. Şeffaflık içinde tüketiciye ulaştırma ve kendini doğru ifade edebilme idi zaten markalaşma denen şey. Önce sosyal medya mecralarında onlarca isimde satış yapmaya çalışan kişiler çıktı, markalaşarak müşterilerine kalite güvencesi verebilen üreticiler daha çok kişiye ulaşma fırsatını yakaladı. Daha çok kişiye ulaşmanın da yanında, çizgisini koruduğu sürece sürekli müşteriler edindi. Bunlar olumlu yanlar. Ancak bununla beraber belli bir kalite çizgisini yakalayıp onu sürdürülebilir yapmak ayrı bir yetenek gerektiriyordu. Bunu başarabilenler öne çıkarken, bazı üreticiler maalesef bir adım geride kaldı.

Zeytinyağı üreticileri üretimin yanında bazı zorluklarla mücadele etmekte;
• Artan üretim maliyetleri
• Bilgi ve eğitim eksikliği
• Don,fırtına ve bazı yabani hayvanların ağaçlara verdiği zararlar
• Artan rekabete ortamına ayak uyduramama
• Ürünlerini yeterince tanıtamama

Bu listeyi daha da arttırmak mümkün ancak son dönemlerde en çok serzenişte bulunulan başlıklar bunlar. Şunu unutmamak gerekir ki, iyi bir zeytinyağı üretebilmek için dışarıdan destek gerekmekte. En azından artan maliyetler (mazot,nakliye giderleri,vergiler vb) bir nebze de olsa azaltılırsa üretici nefes alacak ve iyi bir üretimi yapabilecek. Aksi durumda kazanç sağlanamayan bir işi kimse yapmak istemez ve üretim azalır. Bu da iyi zeytinyağına üretimi zorlaştırır ve maliyetini arttır.




Zeytin Bakkal | Soğuk Sıkım Natürel Sızma Zeytinyağı, Siyah Zeytin, Yeşil Zeytin,Zeytinyağı Sabunu © 2020 | Bu site RGS Yazılım® E-ticaret sistemi ile hazırlanmıştır